Neden 7 Projeye Birden Dalmak Bir Tuzak?
Geçen ay, kendi kendime bir meydan okuma başlattım: tam yedi farklı yan projeye aynı anda odaklanmak. Hesapciyiz.com’un yeni bir modülü, Spamkalkani.com için bir güncelleme, Islistesi.com’a ek özellikler ve tabii ki bu blog için birkaç fikir… Bunların yanı sıra, AI destekli içerik üretim hattımı daha da geliştirmek ve yeni denediğim bir Knowledge Graph projesini ilerletmek de vardı. Ortaya çıkan tablo, tam bir kaos yumağıydı. Her bir projeye minimum düzeyde de olsa zaman ayırmaya çalışırken, hiçbirini yeterince derinlemesine ele alamadığımı fark ettim.
Bu durum, benim için tanıdık bir senaryo. Daha önce de benzer şekilde, birkaç projeyi aynı anda yönetmeye çalışırken kendimi tükenmişlik sınırında bulduğum anlar oldu. Unutuyorum, hangi projede en son ne yaptığımı, hangi hatayla uğraşıyordum, hangi özelliğin geliştirilmesi gerekiyordu… Bu da ister istemez verimliliğimi düşürüyor, motivasyonumu baltalıyordu. Kendi VPS’imde Docker ile yönettiğim 13+ container’ın getirdiği operasyonel karmaşa zaten yeterince yorucuyken, bir de bunun üzerine yedi farklı proje yükü binince, sistemim resmen çökecek gibi oluyordu.
İlk Tekil Şahıs Deneyimim: Kaosun Ortasında Bir Yönetici
Bir proje yönetmenin ne demek olduğunu biliyorum. Özellikle de bunu kendi başınıza, tek başınıza yapıyorsanız. Birkaç hafta önce, tam da böyle bir dönemden geçiyordum. Elimde yedi tane proje vardı ve her birine aynı anda yoğunlaşmaya çalışıyordum. Sonuç mu? Tam bir felaket. Hangi projede kaldığımı, hangi hatayı çözmeye çalıştığımı, hangi özelliğin bir sonraki adım olduğunu bile hatırlamakta zorlanıyordum. Sanki beynim aynı anda on farklı yere ışınlanmaya çalışıyor ve her seferinde başarısız oluyordu.
Bu durum, benim için yeni bir şey değildi aslında. Daha önce de benzer yedi projeye birden dalıp, sonra da pişmanlıkla geri döndüğüm zamanlar olmuştu. Özellikle GitHub Actions runner’larındaki state corruption sorununu yaşarken bile bir yan projeye odaklanmak zorken, şimdi yedi tane! Bu kadar çok şeye aynı anda yetişmeye çalışmak, bir yandan da mevcut sistemlerimi (Astro build OOM’ları, Cloudflare cache stratejileri, sistem logları) ayakta tutmaya çalışmak, resmen imkansızdı.
Neden Yine de Bu Yola Başvuruyorum?
Peki, tüm bu olumsuzluklara rağmen neden hala birden fazla projeye aynı anda dalmaktan kendimi alamıyorum? Cevabı basit: öğrenme arzusu ve farklı alanlardaki potansiyeli keşfetme isteği. Her bir proje, benim için farklı bir öğrenme fırsatı sunuyor. Hesapciyiz.com ile finansal hesaplama algoritmalarını derinlemesine inceliyorum, Spamkalkani.com ile Android’in sistem seviyesi entegrasyonlarını keşfediyorum, blogumla AI içerik üretimini test ediyorum ve Knowledge Graph projesiyle veri yapıları üzerine yoğunlaşıyorum.
Bu projelerin her biri, bana farklı beceriler kazandırıyor. Kendi VPS’imde Docker container’larını yönetmekten tutun, GitHub Actions ile CI/CD pipeline’larını otomatikleştirmeye kadar pek çok alanda pratik deneyim kazanıyorum. Bazen Astro build’imin OOM olması gibi beklenmedik sorunlarla karşılaşsam da, bu sorunları çözmek beni daha da güçlendiriyor. Kendi yarattığım sorunlardan ders çıkarıp, daha sağlam sistemler kurmayı öğreniyorum. Bu deneyimler, benim için kurumsal danışmanların teorik bilgilerinden çok daha değerli.
Trade-off’lar ve Öğrenilen Dersler
Elbette, bu kadar çok projeye aynı anda girişmenin bedelleri var. En büyük bedel, zaman ve enerji. Bir projeye yeterince odaklanamadığınızda, ilerlemeniz yavaşlıyor. Bu da motivasyonunuzu düşürebiliyor. Örneğin, geçen ay kendi kendime belirlediğim sleep 360 komutunu fazla uzun tuttuğum için OOM-killed olmam gibi, bazen kendi koyduğum kurallar bile bana engel olabiliyor. Bu tür durumlar, bana daha akıllıca bir kaynak yönetimi yapmam gerektiğini hatırlatıyor.
Ancak, bu süreçten çıkardığım en önemli derslerden biri de, her projeye aynı anda aynı eforu göstermemek gerektiği. Bazı projeler daha fazla ilgi isterken, bazıları daha pasif bir yaklaşımla ilerleyebilir. Örneğin, AI destekli içerik üretim hattımın otomasyonu, benim daha az müdahale etmemi sağlıyor. Bu tür “set it and forget it” projeler, diğer daha aktif projelerime odaklanmam için bana alan açıyor. Bu, kesinlikle “kurumsal danışman” tonunda değil, tamamen saha tecrübesiyle edinilmiş bir bilgi.
Sonuç: Kaostan Ders Çıkarmak
Sonuç olarak, yedi projeye birden dalmak genellikle iyi bir fikir değil. Tükenmişlik riski yüksek, verimlilik düşük ve odaklanma zor. Ancak, benim gibi sürekli yeni şeyler öğrenmek ve farklı alanları keşfetmek isteyen biri için, bu tür meydan okumalar kaçınılmaz olabiliyor. Önemli olan, bu kaosun içinde kaybolmamak, dersler çıkarmak ve daha akıllıca bir yol haritası çizmek. Belki bir sonraki yazıda, bu projelerden hangilerini ölçeklendirdiğimi veya hangilerinden vazgeçtiğimi anlatırım. Şimdilik, bu yolda öğrenmeye ve denemeye devam ediyorum. Senin de başına geldi mi böyle bir durum?