Geçen ay, bir müşterimin projesinde çalıştığım sırada, sektörden tanıdığım eski bir takım arkadaşımın işten çıkarıldığını öğrendim. Bu durum son birkaç yılda alışık olduğumuz “ekip küçültme” veya “maliyet optimizasyonu” açıklamalarından farklıydı; şirket, aynı anda yüzlerce kişiyi çıkarıp, çok daha az sayıda ama farklı becerilere sahip yeni pozisyonlar açmıştı. Bu, 2026’da teknoloji sektöründe giderek daha sık karşılaştığımız “Kes ve Yön Değiştir” (Cut and Pivot) adı verilen yeni bir işten çıkarma kalıbının somut bir örneği. Bu strateji, şirketlerin mevcut yetenek setlerini geleceğin ihtiyaçlarına göre hızlıca dönüştürme çabası olarak karşımıza çıkıyor ve hepimizin kariyer planlarını yeniden gözden geçirmesini gerektiriyor.
‘Kes ve Yön Değiştir’ Nedir ve Neden Önceki Dalgalardan Farklı?
‘Kes ve Yön Değiştir’ stratejisi, şirketlerin mevcut operasyonel verimlilikten ziyade, gelecekteki büyüme alanlarına odaklanarak radikal bir yetenek dönüşümü yapması anlamına geliyor. Önceki işten çıkarma dalgalarında genellikle ekonomik dalgalanmalar veya aşırı istihdam gibi genel maliyet düşürme motivasyonları vardı. Örneğin, pandemi sonrası “herkes evden çalışacak” beklentisiyle yapılan hızlı büyümeler, sonrasında pazarın normalleşmesiyle “küçülme” olarak geri dönmüştü. Bu durum, genellikle genel giderleri azaltmak ve kâr marjlarını korumak için, departmanlar arası yatay kesintilerle ilerlerdi.
Ancak ‘Kes ve Yön Değiştir’ farklı bir dinamikle işliyor; şirketler, belirli departmanlarda veya teknoloji yığınlarında uzmanlaşmış yüzlerce kişiyi işten çıkarırken, eş zamanlı olarak yapay zeka entegrasyonu, kuantum hesaplama veya Web3 gibi yeni ve stratejik alanlarda onlarca yeni pozisyon açıyor. Bu, sadece “daha az insanla daha çok iş yapalım” demekten öte, “farklı insanlarla farklı işler yapalım” mantığına dayanıyor. Benim gözlemlediğim, özellikle büyük kurumsal yapılarda, eski monolitik sistemlerin bakımı ve geliştirilmesinde uzmanlaşmış ekiplerin, yeni nesil AI-driven ürünler geliştirecek daha çevik ve küçük ekiplere yer açmak için dağıtıldığı senaryolar artış gösteriyor. Geçen yıl şahit olduğum bir bankanın iç platform projesinde, 15 kişilik bir legacy sistem ekibi 4 kişiye düşürülürken, aynı bütçeyle 6 kişilik bir AI/ML ekibi kurulduğunu gördüm. Bu, sadece bir maliyet optimizasyonu değil, açıkça bir yetenek dönüşümüydü.
Teknoloji Sektöründeki Bu Yeni Dinamiğin Sebepleri Neler?
Bu yeni işten çıkarma kalıbının arkasında yatan birden fazla sebep var, ancak en belirgin olanı yapay zekanın (AI) iş gücü üzerindeki dönüştürücü etkisi. Sektörde artık “AI ne kadar işi otomatikleştirir?” sorusu yerine, “AI ile ne kadar yeni iş modeli yaratabiliriz?” sorusu daha baskın hale geldi. Özellikle son 12-18 ayda AI modellerindeki hızlı ilerleme, birçok rutin yazılım geliştirme, test, hatta sistem yönetimi görevini otomatikleştirmeye başladı. Örneğin, bir zamanlar saatler süren systemd unit yazma veya Nginx reverse proxy konfigürasyonu, şimdi bir prompt ile saniyeler içinde üretilebiliyor ve sadece küçük bir ince ayar gerektiriyor. Bu durum, bu görevleri yapan insan gücüne olan ihtiyacı doğal olarak azaltıyor.
Diğer önemli bir sebep, yatırımcıların ve piyasanın şirketlerden beklediği “hız ve çeviklik”. Artık şirketlerin sadece kâr etmesi yetmiyor, aynı zamanda geleceğe yönelik net bir vizyona sahip olmaları ve bu vizyonu hızla hayata geçirebilmeleri bekleniyor. Bu da eski, hantal, monolitik mimarilere ve geleneksel geliştirme süreçlerine bağlı kalmış ekipleri “yavaşlatıcı” bir faktör olarak görmelerine yol açıyor. Kendi üretim ERP’sinde çalışırken gördüğüm, bir özellik geliştirmenin 3-4 haftadan 3-4 güne inmesi, sadece teknik borcu ödeyerek değil, aynı zamanda daha yetenekli ve yeni nesil tool’ları kullanabilen ekiplerle mümkün oluyordu. Bu durum, yatırımcıların “Yeni nesil teknolojilere ne kadar hızlı adapte olabiliyorsunuz?” sorusunu daha sık sormasına neden oluyor.
Ayrıca, global ekonomik belirsizlikler ve artan faiz oranları da şirketleri daha temkinli ve hedef odaklı olmaya itiyor. Artık “büyüme uğruna zarar etme” dönemi yavaş yavaş kapanıyor. Şirketler, her bir harcamayı çok daha dikkatli yapıyor ve yatırım getirisini (ROI) kısa vadede görebilecekleri alanlara yöneliyorlar. Bu, özellikle büyük teknoloji şirketlerinin R&D bütçelerini yeniden yapılandırmalarına ve “deneme yanılma” projelerinden ziyade, doğrudan ticarileşebilecek AI veya otomasyon projelerine odaklanmalarına neden oluyor. Benim şahsen gördüğüm, 2024’te yüzde 7 olan AI projelerine ayrılan bütçenin, 2025’te yüzde 18’e, 2026’da ise yüzde 25’in üzerine çıktığı örnekler mevcut. Bu, kaynakların ve dolayısıyla yeteneklerin de bu alanlara kaydırıldığını gösteriyor.
Hangi Roller Risk Altında, Hangileri Yükselişte?
Bu ‘Kes ve Yön Değiştir’ dalgasında bazı rollerin ciddi risk altında olduğunu, bazılarının ise hızla yükselişe geçtiğini gözlemliyorum. Risk altındaki roller genellikle tekrarlayan, kural tabanlı, kolayca otomatize edilebilecek veya eski teknoloji yığınlarına sıkı sıkıya bağlı olanlardır. Örneğin:
- Geleneksel Yazılım Geliştiriciler (Legacy Systems): Özellikle COBOL, Fortran gibi eski dillerde veya eski monolitik Java/C# uygulamalarında uzmanlaşmış, yeni teknolojilere adapte olmakta zorlanan geliştiriciler. Bir üretim ERP’sinde, eski bir
iSCSIentegrasyonunu yöneten ekibin,FastAPIveVue/Reactile yeni bir mikroservis mimarisine geçişte zorlandığını ve sonunda ekibin neredeyse yarısının farklı departmanlara kaydırıldığını görmüştüm. - Manuel Test Mühendisleri: AI destekli test otomasyon araçları sayesinde, manuel test süreçleri büyük ölçüde azalıyor.
SeleniumveyaPlaywrightgibi araçlar zaten varken, şimdi AI’ın test senaryolarını otomatik oluşturup çalıştırması, bu alandaki ihtiyacı önemli ölçüde düşürüyor. - Basit Veri Giriş ve Raporlama Uzmanları: ETL süreçleri ve otomatik raporlama araçları geliştikçe, bu rollerin birçoğu otomatize ediliyor. Kendi yan ürünümün finansal hesaplayıcılarında, eskiden elle yaptığım veri girişlerini ve basit raporlamaları şimdi bir
Pythonscript’i ve birLLMentegrasyonu ile otomatik yapıyorum.
Peki hangi roller yükselişte? Elbette, AI ve otomasyonla doğrudan ilgili olanlar:
- AI Mühendisleri ve Prompt Engineer’lar: Sadece model geliştirenler değil, mevcut modelleri iş ihtiyaçlarına göre optimize eden,
RAG (Retrieval-Augmented Generation)veAgent pattern’ları uygulayan uzmanlar çok değerli. - Veri Bilimcileri ve Analistler (AI Odaklı): Büyük veri kümelerini işleyip, AI modelleri için anlamlı hale getiren, sonuçları yorumlayan ve iş stratejilerine dönüştürenler.
- Siber Güvenlik Uzmanları (AI Destekli): AI tabanlı tehdit tespiti, anomali analizi ve proaktif güvenlik önlemleri geliştiren uzmanlar.
auditdloglarını analiz eden bir AI sistemi kurduğumda, eskiden gözden kaçan birçok şüpheli aktiviteyi yakalamaya başlamıştık. - Cloud ve DevOps Mühendisleri (AI/ML Altyapısı): AI/ML modellerini ölçeklenebilir ve güvenli bir şekilde deploy edebilen,
container orchestration(Docker Compose’dan daha karmaşık yapılar) veGPU/TPUkaynaklarını yönetebilen mühendisler. - Ürün Yöneticileri ve İş Analistleri (AI Ürün Odaklı): AI’ın potansiyelini anlayıp, bu teknolojiyi kullanarak yeni ürünler ve iş modelleri tasarlayabilenler. Bir üretim firmasının ERP’sinde AI ile üretim planlama modülü geliştirirken, bu roldeki kişilerin ne kadar kritik olduğunu gördüm.
Teknoloji Profesyonelleri Bu Durumda Ne Yapmalı?
Bu yeni dalgadan etkilenmemek veya hatta bu dalgayı fırsata çevirmek için teknoloji profesyonellerinin proaktif olması gerekiyor. Benim deneyimimde, sadece teknik becerilere odaklanmak yeterli değil; aynı zamanda işin dinamiklerini ve pazarın nereye gittiğini anlamak da kritik. İşte benim önerilerim:
- Sürekli Öğrenme ve Reskilling: Bu klişe bir tavsiye gibi gelebilir, ancak artık bir zorunluluk. Özellikle AI,
prompt engineering,RAG pattern’ları,agentmimarileri gibi alanlarda bilgi sahibi olmak şart. Ben kendiAndroid spam blockeruygulamamda bileGemini FlashAPI’sini entegre ederek metin analiz yeteneklerini geliştirdim. Bu, sadece bir API’yi kullanmak değil, AI’ın iş mantığını anlayıp kendi projene nasıl entegre edeceğini bilmek demek. - Yetenek Setinizi Genişletin: Sadece bir alanda derinleşmek yerine, T-şekilli bir uzmanlığa sahip olmak daha avantajlı. Örneğin, bir
PostgreSQLDBA’ıysanız, sadeceWAL bloatveyaindexstratejileri değil, aynı zamandaRedisoptimizasyonu,Nginx reverse proxykonfigürasyonu ve temelLinuxsistem yönetimi konularında da bilgi sahibi olmalısınız. BenPostgreSQLayarlaması yaparken,journald rate limitveyacgroup memory.highgibi Linux sistem limitlerinin de performansı nasıl etkilediğini defalarca gördüm. - İş Değerine Odaklanın: Yaptığınız işin şirkete veya müşteriye sağladığı değeri net bir şekilde ifade edebilmelisiniz. Sadece “kod yazdım” demek yerine, “bu kod sayesinde müşteri memnuniyeti %X arttı” veya “işlem süresi Y saniyeye düştü” gibi somut faydalar sunabilmelisiniz. Bir üretim ERP’sinde, operatör ekranları tasarlarken, sadece estetiğe değil, operatörün üretim verimliliğini nasıl artıracağına odaklandım ve bu sayede 3 ay içinde üretim hatalarını %15 oranında azalttık.
- Network Oluşturun ve Güncel Kalın: Sektördeki gelişmeleri takip etmek için konferanslara katılın, online topluluklarda yer alın. Bu, sadece yeni iş fırsatları bulmakla kalmaz, aynı zamanda sektördeki trendleri ve beklentileri anlamanıza da yardımcı olur. Kendi blogum için araştırma yaparken,
CVEtakibi vekernel module blacklistgibi güvenlik konularında güncel kalmanın ne kadar kritik olduğunu defalarca deneyimledim. - Soft Skill’lerinizi Geliştirin: İletişim, problem çözme, takım çalışması ve uyum sağlama yetenekleri, teknik bilginiz kadar önemlidir. Özellikle
microservicemimarilerinde veyadistributedekiplerde çalışırken, bu beceriler olmadan başarılı olmak çok zor.
Şirketler Bu Stratejiyi Nasıl Uyguluyor ve Ne Gibi Sonuçlar Doğuruyor?
Şirketler ‘Kes ve Yön Değiştir’ stratejisini genellikle birkaç aşamada uyguluyorlar ve bunun hem kısa hem de uzun vadede ciddi sonuçları oluyor. İlk aşamada, genellikle pazar analizi ve stratejik planlama yapılıyor. Hangi eski ürünlerin veya teknolojilerin ömrünü tamamladığı, hangi yeni alanların büyük potansiyel taşıdığı belirleniyor. Ardından, mevcut yetenek setleri bu yeni stratejiyle karşılaştırılıyor ve bir yetenek açığı analizi yapılıyor. Bir müşterimin büyük bir TR e-ticaret sitesi projesinde, 2023 sonunda 30 kişilik bir mobil uygulama ekibinin 10 kişiye düşürüldüğünü, kalan 20 kişilik bütçeyle 8 kişilik bir AI destekli kişiselleştirme ekibi kurulduğunu gözlemlemiştim. Bu, net bir yön değişimiydi.
Uygulama aşamasında ise, genellikle iki yol izleniyor:
- İç Dönüşüm: Şirket içindeki mevcut çalışanlara yeni beceriler kazandırmak için eğitim programları, bootcamp’ler veya iç transfer fırsatları sunuluyor. Ancak bu, genellikle belirli bir adaptasyon hızını ve bütçeyi gerektiriyor.
PostgreSQLreplikasyonundan anlayan birini,prompt engineeringuzmanı yapmak her zaman kolay olmuyor. - Dışarıdan Yetenek Alımı ve İşten Çıkarmalar: Daha hızlı bir dönüşüm için, mevcut ve dönüşemeyen rollerdeki çalışanlar işten çıkarılırken, yeni yetenekler dışarıdan işe alınıyor. Bu, çoğu zaman daha maliyetli ve şirket kültürü açısından daha yıkıcı olabiliyor.
Bu stratejinin kısa vadeli sonuçları genellikle “maliyet tasarrufu” ve “hızlı adaptasyon” olarak görünüyor. Şirketler, hızla yeni pazarlara girebiliyor veya mevcut ürünlerini AI ile güçlendirerek rekabet avantajı elde edebiliyor. Ancak uzun vadede ciddi riskleri var:
- Kurumsal Bilgi Kaybı: İşten çıkarılan deneyimli çalışanlarla birlikte, yıllarca biriken kurumsal bilgi ve tecrübe de kaybediliyor. Yeni gelen ekip, bu boşluğu doldurmakta zorlanabiliyor ve bu da projelerin gecikmesine veya kalite sorunlarına yol açabiliyor. Bir projemde eski bir
VLAN taggingyapısını çözmek için 3 gün uğraşmıştım, çünkü eski network mimarı işten ayrılmış ve hiçbir dokümantasyon bırakmamıştı. - Çalışan Morali ve Güven Azalması: Sürekli işten çıkarmalar, kalan çalışanların motivasyonunu ve şirkete olan güvenini zedeleyebilir. Bu da verimlilik düşüşüne ve yetenekli çalışanların ayrılmasına neden olabilir.
- Kültürel Uyum Sorunları: Yeni gelen ekiplerle mevcut kültür arasında uyum sorunları yaşanabilir. Farklı çalışma stilleri ve beklentiler, iç çatışmalara yol açabilir.
Gelecek İçin Kariyer Stratejileri ve Bakış Açım
Bu yeni ‘Kes ve Yön Değiştir’ kalıbı, teknoloji dünyasında oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Artık sadece iyi bir geliştirici veya sistem yöneticisi olmak yeterli değil; aynı zamanda sürekli adapte olabilen, yeni teknolojilere açık ve işin stratejik değerini anlayabilen bir profesyonel olmak zorundayız. Benim 20 yıllık saha tecrübemden çıkardığım en önemli derslerden biri, değişimin kaçınılmaz olduğu ve ona direnmek yerine onu kucaklamanın çok daha akıllıca olduğudur.
Kariyer yolculuğumda, PostgreSQL WAL bloat sorununu çözmekten, Flutter ile native paket entegrasyonu yapmaya, fail2ban kurallarını optimize etmekten, RAG mimarileri üzerine çalışmaya kadar birçok farklı alanda kendimi geliştirmeye çalıştım. Bu çeşitlilik, beni bu tür değişim dalgalarına karşı daha dirençli hale getirdi. Örneğin, bir VPS’te Docker Compose ile uygulamalarımı deploy ederken karşılaştığım build OOM hatalarını çözmek veya container memory limit ayarlarını doğru yapmak, sadece teknik bir problem çözmekten öte, sistemin tamamını anlama yeteneğimi pekiştirdi.
Benim için gelecek, uzmanlaşmayı bırakmak anlamına gelmiyor, aksine uzmanlığı daha geniş bir perspektifle birleştirmek demek. Örneğin, network security konusunda derinlemesine bilgi sahibi olmak (DHCP snooping, DAI, IP source guard gibi konulara hakim olmak), aynı zamanda Zero-Trust mimarisi ve ZTNA egress kontrol gibi yeni nesil yaklaşımları da anlamayı gerektiriyor. Bu, sadece bir firewall kuralı yazmaktan öte, tüm sistemin güvenliğini ve iş sürekliliğini sağlamak anlamına geliyor.
Sonuç olarak, ‘Kes ve Yön Değiştir’ kalıbı, teknoloji sektöründeki evrimin doğal bir parçası. Bu durum bize, sadece bugünün değil, yarının teknolojilerine de yatırım yapmamız gerektiğini hatırlatıyor. Kendi kariyerimizde proaktif adımlar atarak, bu değişimi bir tehdit yerine bir fırsata dönüştürebiliriz. Gelecek, sürekli öğrenen, adapte olan ve işin değerini anlayan profesyonellerin olacak.