İçeriğe Atla
Mustafa Erbay
Kariyer İnsan tarafından yazıldı · 5 dk okuma · görüntülenme Read in English
100%

Bir Gece Depolama Sistemi Öldü ve Ben Yazılıma Bakışımı Değiştirdim

Bir gece depolama sistemi öldü; fark ettim ki sorun disk değil, hiçbir şeyin bozulmayacağını sanmaktı. Varsayımlar, güven ve sistemlerin gerçek karakteri.

Bir Gece Depolama Sistemi Öldü ve Ben Yazılıma Bakışımı Değiştirdim — yaşanmış hikaye kapak görseli

Saat gece yarısını geçmişti.

Monitörün ışığı odanın tek ışığıydı.

Bir süre ekrana baktım.

Sonra tekrar baktım.

Sonra bir daha.

Çünkü bazen gözleriniz gördüğünü kabul etmek istemez.

Depolama sistemi cevap vermiyordu.

Sanal makineler birer birer erişilemez hale geliyordu.

Cluster sağlıklı görünmüyordu.

Ve birkaç dakika önce tamamen normal olan bir sistem, yavaş yavaş kontrolden çıkıyordu.

Teknolojiyle uğraşan herkes o hissi bilir.

Önce küçük bir rahatsızlık hissedersiniz.

“Bir şey garip.”

Sonra birkaç dakika geçer.

“O kadar da kötü değildir.”

Sonra birkaç dakika daha geçer.

Ve o meşhur cümle zihninizde belirir:

“Galiba gerçekten sorun var.”

O gece de öyle oldu.

İlk birkaç saat boyunca tamamen teknik düşündüm.

Loglar.

Diskler.

Controller’lar.

Storage.

Hyper-V.

ReFS.

Cluster.

Kariyerimin büyük bölümünü bu problemleri çözerek geçirmiştim zaten.

Bir şey bozulur.

Sebebini bulursun.

Düzeltirsin.

Devam edersin.

Ama bu sefer farklı bir şey oldu.

Sorunu çözmeye çalışırken aslında başka bir şey fark ettim.

Ben sistemi anlamaya çalışıyordum.

Ama sistem beni anlamıştı.

Bana yıllardır görmek istemediğim bir şeyi gösteriyordu.

Varsayımlarımı.

Yıllar boyunca birçok sistem kurdum.

ERP’ler.

Sunucular.

Veritabanları.

Yedekleme altyapıları.

Güvenlik sistemleri.

Monitoring çözümleri.

İnsan bir süre sonra kendini kandırmaya başlıyor.

Farkında olmadan.

Yavaş yavaş.

Sessizce.

Bir noktadan sonra sistemlerin çalışmasına güvenmiyorsunuz.

Sistemlerin çalışmaya devam edeceğine güveniyorsunuz.

İşte tehlikeli kısım da bu.

Çünkü teknoloji dünyasında birçok felaket teknik hatalarla başlamaz.

Varsayımlarla başlar.

“Bu disk kolay kolay bozulmaz.”

“Bu yedek kesin geri döner.”

“Bu servis her zaman ayaktadır.”

“Bu kullanıcı yanlışlıkla silmez.”

“Bu sertifikanın süresi dolmadan fark ederiz.”

“Bu yapay zekâ mantıklı davranır.”

Bir varsayım.

Sonra bir tane daha.

Sonra bir tane daha.

Yıllar geçtikçe bu varsayımlar sistemin görünmez parçaları haline gelir.

Kimse onları dokümante etmez.

Kimse onları test etmez.

Ama herkes onlara inanır.

Ta ki bir gece biri kırılana kadar.

Depolama sisteminin bozulduğu gece aslında benim teknolojiye bakışım değişti.

Çünkü fark ettim ki sorun storage değildi.

Sorun cluster değildi.

Sorun disk değildi.

Sorun güven duygusuydu.

Daha doğrusu, doğrulanmamış güven duygusu.

O geceden sonra ilginç bir değişim başladı.

Eskiden yeni teknolojiler ilgimi çekerdi.

Yeni framework.

Yeni veritabanı.

Yeni araç.

Yeni model.

Şimdi ise başka şeyler ilgimi çekiyor.

Bir sistem nasıl bozulur?

Bir karar neden yanlış alınır?

Bir insan neden alarmı görmezden gelir?

Bir yedek neden hiç test edilmez?

Bir ekip neden her şey yolundaymış gibi davranır?

Fark ettim ki kariyerimin ilk kısmı sistem kurmakla geçmişti.

İkinci kısmı ise sistemlerin neden başarısız olduğunu anlamakla geçecekti.

Belki de yaş almak böyle bir şey.

Gençken performansla ilgileniyorsun.

Sonra ölçeklenebilirlikle.

Sonra güvenlikle.

Sonra güvenilirlikle.

En sonunda ise insanlarla.

Çünkü teknoloji ne kadar karmaşık görünürse görünsün, sonunda hep insanlara çıkıyor.

Bir alarmı kapatan insan.

Bir güncellemeyi erteleyen insan.

Bir yedeği test etmeyen insan.

Bir uyarıyı görmezden gelen insan.

Ve bazen de…

Her şeyin yolunda olduğunu varsayan insan.

O gece bana kalan en büyük ders teknik değildi.

Hayata daha yakındı.

İnsanlar da sistemler gibidir.

En zayıf oldukları yerler, en güçlü olduklarını düşündükleri yerlerdir.

Çünkü dikkat etmediğimiz şeyleri kaybetmeyiz.

Garanti gördüğümüz şeyleri kaybederiz.

Depolama sistemi öldü.

Saatler süren stres bıraktı.

Uykusuz geceler bıraktı.

Tonlarca teknik not bıraktı.

Ama geriye dönüp baktığımda bana bıraktığı en değerli şey farklıydı.

Şu soru:

“Gerçekten güvenli olan nedir?”

Bugün hâlâ kesin cevabını bilmiyorum.

Ama artık şunu biliyorum:

Sorun disklerin bozulması değil.

Sorun insanların hiçbir şeyin bozulmayacağını düşünmesi.

Paylaş:

Bu yazı faydalı oldu mu?

Yükleniyor...

Bu yazı nasıldı?

ME

Mustafa Erbay

Sistem Mimarisi · Network Uzmanı · Altyapı, Güvenlik ve Yazılım

2006'dan bu yana sistem mimarisi, network, sunucu altyapıları, büyük yapıların kurulumu, yazılım ve sistem güvenliği ekseninde çalışıyorum. Bu blogda sahada karşılığı olan teknik deneyimlerimi paylaşıyorum.

Kişisel Notlar

Bu notlar sadece sizde saklanır. Tarayıcınızda yerel olarak tutulur.

Hazır 0 karakter

Yorumlar

Sunucu Taraflı AI Moderasyon

Yorumlar sunucuda yapay zeka ile denetlenir ve kalıcı olarak saklanır.

?
0/2000

Sunucu taraflı AI denetim

✉️ Ücretsiz · Spam yok · İstediğin an çık

Haftalık özet — AI değil, bizzat ben seçiyorum

Haftada bir mail: o haftanın en önemli yazısı, perde arkası notları, ve "bu hafta gerçekten kullandığım araç" bölümü. Az gürültü, çok sinyal.

  • 📌
    Haftanın en iyisi Sadece okumaya değer tek yazı
  • 🔧
    Alet çantası Bu hafta kullandığım araçlar
  • 🧠
    Perde arkası Blog'a girmeyen notlar

Spam yapmıyoruz. İstediğiniz zaman ayrılabilirsiniz. · Sadece Umami (self-hosted, Google yok) ile takip.

Okuma İstatistikleriniz

0

Yazı Okundu

0dk

Okuma Süresi

0

Gün Serisi

-

Favori Kategori

İlgili Yazılar